Caner ve Yasin

Atatürk'ten Kadınlarla ılgılı ozlu sozler

8/3/2008 ·

"Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim diymez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim."
30 Mart 1923 Vakit Gazetesi...
"Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir."
Şubat 1923...
"İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?"
1 Eylül 1925 İkdam Gazetesi
"Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başında bir bez, peştemal veya buna benzer birşeyler asararak yüzünü, gözünü gizler ve yanında geçen erkeklere karşı arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın manası neye delalet eder? Medeni bir millet anası, bir millet kızı için bu garip şekiller, bu vahşi vaziyet nedir? Bu hal milleti çok gülünç gösterir ve derhal düzeltilmesi lazımdır."
1925 İnebolu gezisinde örtünen kadınlarla ilgili...
"Onlar yüzlerini cihana göstersinler ve gözleri ile cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak birsey yoktur..."
18 Nisan 1935 İstanbul'da toplanan "Milletlerarası İlk Kadın Kongresi"...
"Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım."
1935 yılında Türk Kadını'na seçme ve seçilme hakkı tanınması vesilesi ile...
"Bu karar Turk kadınına sosyal ve siyasal hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir. Türk kadını, evdeki medeni konumunu yetki ile işgal etmiş, iş hayatının her aşamasında başarılar göstermiştir. Siyasi hayatla, Belediye seçimleriyle tecrübe kazanan Türk kadını bu sefer de milletvekili seçme seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medeni memleketlerin bir çoğunda, kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu yetki ve lihakatle kullanacaktır."

Yorum (yok) Yorum yaz!

kadın admın ve erkek uye

8/3/2008 ·

Bayan Admin ve Erkek Üye

Bayan Admin : Hayatım Beni Ne Kadar Seviyorsun ?
Erkek User : 2 Gb Kadar
Bayan Admin : B a n n e d !

Bayan Admin : Sen Hayatıma Girdikten Sonra Nefes Aldığımı hissediyorum

Aşkım
Erkek User : Ne o Daha Önce Fotosenaaa mi Yapıyordun
Bayan Admin : B a n n e d !

Bayan Admin : Seni Çok Sempatik Buluyorum Canım
Erkek User : Voice Verdinya Ondandır.
Bayan Admin : B a n n e d !

Bayan Admin : Benimle Her yere Hatta ölüme Bile Gelirmisin Canım ?
Erkek User : ( oper oldum Galiba ) Operhelp emi Gidiyoruz Tatlım ?
Bayan Admin : B a n n e d !

Bayan Admin : Admin Olmasam bile Beni Severmiydin Aşkım ?
Erkek User : Bi Düşüneyim
Bayan Admin : B a n n e d !

Bayan Admin : Aşkımızı Tüm userlerin Bilmesini istiyorum. Kanalda Renkli

olarak " Seni Seviyorum " yazarmısın Canım ?
Erkek User : Renkli Yazınca Beni kanaldan Atacaksın Değil mi ? Yemezler.
Bayan Admin : B a n n e d !

Bayan Admin : Seni Çok ama Çok Seviyorum Canım
Erkek User : Ee o zaman Bir Voice Ver
Bayan Admin : B a n n e d !

Bayan Admin : Seni Çok Romantik Buluyorum Aşkım
Erkek User : Aa Geçen Gün Pakizede öyle Demişti
Bayan Admin : Pakize Kim !!!
Erkek User : Iıı Şey Ha Pakize mi Ya Bizim Soru Botu Yokmu işte o
Bayan Admin : B a n n e d !

Bayan Admin : Hayatım Benim için Dj Damladan Bir Parça istermisin ?
Erkek User : Tamam. İsmail YK dan Allah Belanı Versin .
Bayan Admin : Demek Allah Belanı Versin Ha
Bayan Admin : B a n n e d !

Bayan Admin : Seni Ailemle Tanıştırmak istiyorum Canım
Erkek User : Tamam Sorun Değil Hangi Kanaldalar Tatlım ?
Bayan Admin : B a n n e d !

Bayan Admin : Seni Dün Pakize Nickli Bir Kızla Aşk Kanalında Görmüşler
Erkek User : valla Komut Öğretiyordum
Bayan Admin : Bunu da Öğrettin mi ?
Erkek User : Neyi Tatlım ?
Bayan Admin : Bunu B a n n e d !

Bayan Admin : Ya Senin Ne işin var Cinsellik kanalında
Erkek User : Bulmaca Çözüyordum
Bayan Admin : B a n n e d !

Bayan Admin : Seni Deliler Gibi Seviyorum. Sen Beni Seviyormusun ?
Erkek User : Banla Beni Gitsin
Bayan Admin : Zlined

Yorum (yok) Yorum yaz!

sıgara ıcerken yakalanan cocukların cevapları

8/3/2008 ·

yakalanan çocuk ve babası arasında geçen hayali diyaloglar
ortalık duman altı ve baba birden odaya giriverir ;

baba: sen sigara mı içiyon len !?
cocuk: ne sigarası , para verdiğin mi var. gasteye çay sardım

 içiyom

baba: sigaramı içiyon len !?
cocuk: yok baba , yapay atmosfer bu, hoca ödev verdi , o bakimdan

 yani
baba: ha ok ozaman

baba: sen sigara mı içiyon len !?
cocuk: hee canın mı çekti , içeceksen bak paket orda
baba: hönk!

cocuk: sen sigara mı içiyon len !?
baba: hönk !
cocuk: pardon baba replikleri karıştırdım

baba: sen sigara mı içiyon len !?
cocuk: ordan bakınca neye benziyoo

baba: sen sigara mı içiyon len !?
cocuk: yok baba korku filmi çeviriyom , sigara dumanı da efekt

 şeyyettirsin diye yani
baba: oldu !

baba: sen sigara mı içiyon len !?
cocuk: öfff be sigarasız bir toplum için el ele ayakları mı yine
baba: hönk !

baba: sen sigara mı içiyon len !?
cocuk: heee , hatta halka bile cikarabiliyom

baba: sigara mı içiyon len sen !?
cocuk: ne demiş ünlü düşünür müslüm gürses : " biz babadan böyle

 gördük "

baba: sigara mı içiyon len sen !?
cocuk: aslında "sigara içmek" deyimi yanlış baba, sigara su mu ki

 içilsin , sigara

tüttürülür.bunu irdelemek lazim , değil mi babaaa
baba: bittiyse dayak faslına geçelim diyordum

baba: sigara mı içiyon len sen !?
cocuk: yaaf evet de kaçağını vermiş şerefsizler

baba: sigara mı içiyon len sen ?
cocuk: heeee , para olsa daha neler yapacam

Yorum (yok) Yorum yaz!

wındows kapanıs mesajları

8/3/2008 ·

*Oturumunuz süresince bir hatamız olduysa affola.Şimdi

 bilgisayarınızı

 kapatabilirsiniz.

Bill Gates 'İyi günler' diler.Nereye isterseniz oraya!

*Kah güldük kah eğlendik, yeri geldi üzüldük,ağladık,kızdık...

Ancak her

güzel şey gibi

 

bu oturumun da sonuna geldik...
Yeni bir oturumda görüşmek üzere,Microsoft'la kalın...

*Gidiyorsun ama ya dönemezsen?
Hadi hakkını helal et,Bill Gates'in duaları senin üzerine olsun...


*Windows kapatılıyor, bu katliama sessiz kalmayın! Her gün

dünyada

onbinlerce

 windows kapatılıyor..Bunların yarısından çoğu orjinal bile değil...
Bırakın windows' lar açık kalsın...

*Bu akşam da bize ayrılan sürenin sonuna geldik...Yarın gene aynı

saatte buluşmak

ümidiyle, esen kalın!...

*''Kapatıyorsun ha? Tamam kapat bakalım ama bir sonraki

oturumda

bazı şeyler

 bıraktıgın gibi olmayabilir...''

*Beni böyle istediğin gibi kullanıp sonra kapatamazsın,asıl

ben seni

kapatıyorum.

*Bugünü de kazasız belasız atlattın.

*Verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü özür dileriz..

*''Şimdi kapanıyorum ama,kullanırken ettiğin küfürleri

anlamadım

 sanma..Bir dahaki

oturumda sorarım ben sana..''

*Müsadenle kaçıyorum, sahip.

Yorum (yok) Yorum yaz!

cop dokme uyarıları

8/3/2008 ·

ÇÖP DÖKME UYARILARI

Yaratıcı ülkenin yaratıcı insanlarından çöp dökmelere karşı

alınan

önlemlerden birkaç

 adet...

İzmir’de bir çöp kutusunda "Buraya çöp atan sıkıyorsa biraz

 beklesin!"

Pendik'te bir duvarda "Buraya çöp atmayın yakalarsam

 yediririm

o çöpleri"

Kasımpaşa'da bir duvarda "Buraya çöp atan Allah katında

cezalandırılacaktır"

İstanbul / Sefaköy'de bir duvarda "Buraya çöp atan için artık

 bir şey yazmayacağım...

 herkes içimden ne dediğimi biliyordur herhalde"

Bağcılar'da bir evin duvarında "Buraya çöp atan

namussuzdur.

Salı ve cuma hariç"

Büyükdere itfaiyesinin yan duvarında "Çöp atma ağır

 konuşurum"

Bursa'da bir apartmanın garaj girişinde "Çöp döken

°°°°°°°°dir.

Yorum yapan da"

İstanbul-Kağıthane'de bir duvarda "Buraya çöp döken

 Sayın eşek

, görüntü hoşunuza

 gidiyor mu? Konteynır iki metre ileride!"

Beşiktaş'ta bir apartmanın önündeki doğalgaz kutusunun

üzerinde

"Buraya çöp

dökmeyin... çok çok çok çok rica..."

İzmir'de bir evin duvarında "Buraya çöp dökeni tavana

asayım,

smaç basayım!"

4. Levent Sanayi'de bir binanın duvarında "Buraya

çöp atan

eşektir ve yasaktır"

Eskişehir otogarı yakınlarındaki bir duvarda "Arsaya

çöp atanı

severim"

Dikili'de bir çöp tenekesinin üstünde "Buraya çöp

atmak yasaktır.

İnsansan anlarsın.

Anlamazsan uygun bir zamanda arkadaşlarla öğretiriz"

Eskişehir'de bir apartmanın önünde "Buraya gündüz

 çöp dökmek

yasaktır. Gece de

yasaktır!"

Tekirdağ'da bir evin duvarında "Sayın Afyonlular!

 Çekirdekleri ve

Çöpleri evinizde de

mi yerlere atıyorsunuz!"

Geçen yıl Afyon fuarında yaklaşık 50 ayrı yerde yazan

 uyarı amaçlı

bir yazı: "Buraya

 çöp döken öldürülür!"

Soğanlı'da bir evin duvarında "Çöp dökmek yasaktır.

Bir daha

 olmasın!"

Cihangir'de bir apartmanın duvarında " Hey çöp

dökme sakın!"

Antalya'da bir evin duvarına devasa harflerle "Buraya

çöp döken

gevşektir"

Diyarbakır'da bir duvarda "Buraya çöp döken hayvansa

zaten

hayvandır, çocuksa

babası hayvandır, büyükse hayvan oğlu hayvandır."

Yorum (yok) Yorum yaz!

komık anılar

7/3/2008 ·

Komik Anılar

Az önce iş icabı Isparta'da bir müşterimizi aradım. Telefonu

açan kibar bayana ilgili kişinin mail adresini sordum. Hanımefendi

gayet kibarca "Bizim burada Internet çekmiyo" dedi !!

 

 

Cuma akşamı gecenin bir yarısı Arnavutköy'de taksi arıyordum.

Fakat etrafta bir tane bile yoktu. Arabasını park etmiş yemek

yiyen bir taksici gördüm. Adama yaklaşıp,
"Abi müsait misin?" dedim. O da, "Ehliyetin var mi?" diye sordu.

Taksim'e kadar taksiyi ben kullandım, o paşa paşa yemeğini yedi.

 

 

Bir gün minibüste gidiyorum adamın birini cep telefonu çaldı o

da açtı konuştu. Şoför ona bağırdı, kardeşim cep telefonunu kapa

diye. Adam da niye senin minibüsünde abs yok ki dedi. Minibüsçü

de herhalde çok içerlemiş olacak bu duruma motor hararet yapıyo

dedi. Bütün herkes kırıldı gülmekten.

 

 

Okula ulaşmak için, Beşiktaş Akaretler'den Sarıyer minibüsüne

biniyorum. Epey boşça olan minibüse, orta yaşlarda bir abi biniyor

 ve benim gibi en öndeki üçlü koltuğa, yanıma oturuyor. Az sonra

 cebinden cüzdanı çıkarmak için hafifçe ayağa kalkan abimiz,

minibüsçünün ani freni ile kafasını sert bir şekilde minibüslerde motor

kabini üzerinde bulunan tahta para kutusuna çarpıyor. Ebleh bir bakışla yerine oturan abide bir kısa devre olmuş olacak ki, parayı minibüsçüye uzatıyor ve: - Bi kısa Camel versene!

 

 

Bilirsiniz, bir ara zibidi gençlerde cüzdana zincir takip sarkıtma

 modası vardı. İstiklal'de yürürken, yanımdan bu model bir tip

geçiyordu ki, adamın teki bombayı patlattı: "Ne o lan? Köpeğin

gıççına mi kaçtı ???"

 

 

Bir gün yolda giderken kaset satan bir dükkanın camında aynen

 şöyle bir yazi görmüştüm: "Arabalar için çistakli müzik gelmiştir.

" Hay Allah'ım yaa!

 

 

Benim bir Murat dayım var. Çok egzantrik bir kişi. Bundan 5-6 sene

önce çok komik bir olay yaşattı bize. Bir gün elinde 40-50 santim

boyutunda bir alüminyum çubuk ile eve geldi ile zor güç uğraşarak

bunu 2 günde spiral bir yay haline getirdi. Ama ne için bunu yapıyordu bilmiyorduk ve sorunca "benim elbet bir bildiğim var" diyordu. Daha

sonra bir seramik parçası buldu ve bunu matkap ile bir sürü delikler

açtı ve bunlara vidalar geçirdi. Ve yine bu yaptığı yayı bu seramik

parçasının üzerine montaj etti. Daha sonra üzerlerine rengarenk

çeşit çeşit kablolar yerleştirdi. Ne yaptığını bir türlü anlayamıyorduk.

 Galiba sonunda üşütmüştü. Dur durak bilmeden bu yaptığı acayip

şey ile uğraşıyordu. Neler yapmıyordu ki? Bu alete sonunda ampul ve hoparlör bile yerleştirmişti. Ve neyse beklenen gün gelmiş çatmıştı.

Yüzünde bir gülümseme ile odaya girdi ve "işte size dünyanın ilk

pilsiz çalışan radyosu" dedi. Allah Allah! haklıydı! bu ne olduğu

anlaşılmayan saçma şey biraz parazitli olsa bile bir radyo i

stasyonunu çekiyordu. Bu arada diğer dayım, tabii kendisi elektronik mühendisi olur, aleti inceliyordu ama ne olduğunu nasıl çalıştığını

bir türlü kavrayamıyordu. Tabii bütün bu olaylar olurken aleti

yapan dayım "sakın fazla kurcalamayın bozulur" deyip aleti elinden bırakmıyordu.
Mühendis olan dayım öyle kala kalmıştı. "Ben böyle bir şeye

 hayatımda rastlamadım" diyordu... Neyse dayım sonunda olayın

sırrını açıkladı ve elbisesinin altındaki küçük el radyosunu çıkarttı.

Gülmekten yerlere yıkılmıştık...

 

 

İzmir'den trene binen yaşlı teyze kondüktöre Ege şivesiyle

"Menimen'e gelence beni haber et yavrıım, unutma" der. Gecenin

ilerleyen saatlerinde kondüktör Menemen'i geçer geçmez yaşlı

 teyzenin Menemen'de ineceği aklına gelir hemen makiniste gidip

haber verir. Makinistte gecenin bu saatinde teyzeyi buralarda indiremeyeceğimize göre geri geri gideceğiz soran olursa

"tren makas değiştiriyor" deriz diyor. Bir yarım saat geri geri

giderek Menemen'e geliniyor ve Kondüktör teyzeye gidip haber

veriyor "hadi teyze Menemen'e geldik" diye.Teyzem "sağ ol

yavrıım" deyip çantasından hapını çıkarıp içiyor.

 

 

1,5 yaşında bir oğlum var. Ee tabi biraz kakada problemliyiz.

Oğlumun bezini değiştirirken, eğer bezimizde kakamız varsa

 hep onu seni haydut, seni diye severek alırım. Bu lafımı öyle

benimsemiş ki oğlum.. Bir gün karşıma geçti ve elini kıçına

vurarak anne haydut, haydut dedi...:)

 

 

İzmirliler bilir, toplu taşımada Kent kart uygulaması vardır.

Karta para yüklersiniz, otobüslerde manyetik okuyucuya

 tutarsınız ve okuyucu okuduğuna dair sinyal sesi verir.

Kent kart uygulamasının ilk yılıydı. Yaşlı ama çok tonton bir

teyze elinde Kent kartla otobüse bindi. Nedense kartı şoförün

 suratına doğru tuttu. (Herhalde paso gibi gösterilecek zannetti.)

 Şoför iki-üç saniyelik şaşkınlık periyodunu atlattıktan sonra,
"Biiiiip!" dedi. Teyze bi şey olmamış gibi geçip şoförün arkasına

oturdu. Otobüsteki herkes kahkahalarda gülerken bense şoförün

zekasına hayran olmuştum.

 

 

Duran ve pek dolu olmayan bir minibüse koşarak bindim

pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi

 tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki

arkadaş minibüse bindi birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı

 çocuklardan biri şoföre parayı uzattı -Abi bir öğrenci bir de hayvan

 alır mısın ?

 

 

Muhittinler ailecek İtalya turuna gidiyorlar. Bilirsiniz Roma hırsızlar

cenneti bu yüzden kaldıkları otelden Muhittinlere hırsızlara karşı

 dikkatli olmaları, odalarında hiç bir değerli eşya bırakmamaları

 tembih ediliyor. Neyse Muhittinlerde tedbirli olup her şeylerini

 yanlarında gezdiriyorlar. Beklenen oluyor ve Hırsızlar odaya

giriyorlar. Tabii ki hiç bir şey bulamıyorlar, diş fırçaları ve bir

fotoğraf makinesinden başka. Hırsızlar tabi sinirleniyorlar bunun

öcünü almak için çırılçıplak soyunuyorlar ve buldukları diş fırçalarını

muhtelif boşaltım organlarına sürüp fotoğraf çektiriyorlar. Muhittinler

 de olaydan habersiz diş fırçalarını kullanıyorlar taa ki, İstanbul'a

dönüp fotoğrafları tab ettirene kadar...

 

 

Lise 2'nci sınıftaydım. Sınıfımızın espri kaynağı Çağın adında bir

 arkadaş vardı. Dur durak bilmez, sınıf içerisinde espriler yapar,

 yanık türküler patlatır, derslerin en can alıcı noktalarında bile

 hocaları ve bizi yerlere yatırmakta tereddüt etmezdi. Yine bir gün

kimya dersinde oldukça önemli bir konu işlediğimiz sırada arkadaşımız

 yine bildik işlerinden birine koyularak durup dururken "23 Nisan kutlu

 olsun" şarkısını yüksek sesle söylemeye başladı. Herkes onun bu

 huyunu bildiğinden hafif gülüşmelerle geçeceğini sanıyorduk ama susmak üzereyken Kimya hocamız hızla ona dönüp "Başka bir şey var mı Çağın?" dedi... Herkes suspus olmuş cevabını bekliyordu. Çağın önce bize süzdü,
sonra hocaya baktı ve hiç istifini bozmadan "HAYDİİİ hep birlikte söööyyyleeeyeeliiimm !!!" diyerek şarkıya devam etti. Sınıf kopma derecesini aşarken Çağın'a da her zamanki gibi disiplin kurulunun yolları gözükmüştü....

 

 

Bu hikaye Trakya'da geçmiş gerçek bir olay; Yaşlı bir amca, eşeğinin üzerinde karayolunda seyretmektedir. Bunu gören trafik polisleri, amcaya takılmak isterler ve durdururlar.
Polis: Be amca, necin dakman golani? (Golan: Emniyet kemeri.)
Amca: Dakmam be iste!
Polis: E bak gördün mu, şimdi ceza keseceyik.
Amca: Kes bakalım ne keseceysan da gidecem, acele isim var.
Polis: Peki amca, cezayı sana mı yazalim yogsam eşeğe mi?
Amca: ???
Polis: Yani cezayı sana yazarsak beş milyon ödeycen, eşeğe üç milyon ödeycen.
Amca: Bana kes o zaman.
Polis: Neden sana keseyon amca?
Amca: Onun sicili temiz ossun, polis yapcez onu!

 

 

Tam olarak hatırlamıyorum ama 3 sene öncesiydi galiba.. Mersine tatile gitmiştik. Annemin arkadaşının kızları, ben ve 2 kardeşim. Kızlar ve

 kardeşim sahilde güneşleniyorlardı. Bense masum masum tabi

olacaklardan haberim yok muzır kardeşimi yüzdürüyordum.. Sonra onu denizden çıkardım ve 10 dakika ben kaldım denizde. Bu arada yaşlı

amcanın teki beni denizden çıkarttı zorla. Ne olduğunu anlamadım ilk önce.
Bana bizim muzır kardeşi göstererek 'bu senin kardeşinmiş öyle mi' dedi. Ben de eveeet dedim. Sonra adam deniz kenarındaki boku gösterdi.'bak

 dedi kardeşin naağapmış 'zavallı ben şoka girdim. Bütün sahil beni izliyor. Bizim kızlar havluları başlarına çekmişler rezil olduk diye ama ben varım ortada. Sahilde genç dolu, hepsi bakıp gülüyor.  Varya Allah sizi inandırsın hani şu truffy kartlarında olur ya bok şekli aynı
onun gibi.. Dahası var. Amca dedi ki boku al git çöpe at! Amca sen ne diyon sahilden milletin önünden bir avuç bokla geçecekmişim :) Nitekim geçtim... Herkes koptu tabi.. Bir daha da inmedim o sahile ..

 

 

Bir arkadaş anlattı. geçenlerde Taksim'de yürürken sıkışınca McDonalds'in tuvaletine girmiş. Tuvaletten sonra elini kolunu sallaya sallaya

restorandan çıkarken elemanlardan biri arkasından seslenmiş: "Bir gün yemeğe de bekleriz..."

 

 

Üstünüze afiyet, o gün biraz mideyi bozmuştum. Ancak aynı gün bir hastamızı ziyarete gitemem gerekiyordu. Otobüs durağına gittim ve beklerken wc alarmı çalmaya başladı. sağa sola wc bulmak için baktım. Az ileride bir pasaj vardı. Orada kesin wc vardır düşüncesiyle başlama atışını duymuş atletler gibi koşmaya başladım. Pasaja daldım ve orada dolaşan çaycıdan wc'nin nerede olduğunu sordum. Çaycı iki kat yukarda sağda olduğunu söylerken ben bir kat çıkmıştım bile. Hemen wc'ye daldım, ve rahatladıktan sonra derin bir oh çektim. Artık wc'den çıkıp yarım kalan yolculuğuma devam edebilirdim. Ancak bir sürprizle karşılaşmıştım. Kapı açılmıyordu. Tüm gücümle kapıyı çektim, yumruklar tekmeler attım, ama kapının açılmaya hiç niyeti yoktu. Tüm gücümle bağırmaya başladım. Kimse yok mu orda? yardım edin, kimse yok mu orda? Bir yandan bağırıyor bir yandan kapıyı yumrukluyordum. Tam yarım saat geçmişti. Kan ter içinde kalmıştım. Birden yaklaşan ayak sesleri duydum. Avaz avaz bağırdım. Yardım edin kapı açılmıyor, çıkarın beni buradan. Kapı açıldı. Karşımdaki, aşağıda bana tuvaletin bulunduğu yeri tarif eden çaycıydı. Pişmiş kelle gibi sırıtarak, -amma gürültü yaptın lo,
kafamızı ..ktin be, demez mi. Benim şarteller attı. Bağırmaya başladım. Koskoca binada bir insan yok mu? Sesimi duyup ta yardım etmeyen şerefsizdir. Ben merdivenlerden inerken çaycı hala sırıtıyordu.

Şerrrrrrefsiz eşşekoğlueşşek çaycı bozuntusu.

 

 

Bir gün bir belediye otobüsünde gidiyordum (yeşil olanlardan yani cep telefonu ile konuşulması yasak olan otobüs), neyse adamın birinin cep tel çaldı ve adam konuşmaya başladı belirli bir süre geçtikten sonra bir bayan adamı uyardı. Lütfen cep telefonunuzu kapatınız diye, adamda gayet sakin bir şekilde konuştuğu kişiye bu otobüs de cep telefonu ile konuşmak yasakmış ben telefonu kapatıyorum sen ara dedi... (ve inanamazsınız otobüsteki herkes yerlere yatmıştı)

 

 

Okuldan eve ilerliyordum ve hava da müthiş yağmurluydu bu arada acayip derecede sıkışmıştım bacaklarımı birbirine dolayıp yürümem bile faydasızdı ben de dayanamayıp salıverdim zaten yağmur sularıyla yeterince ıslanmıştım pek bir şey fark etmemişti tamam tamam biliyorum iğrencim beni anlayabilmen için yaşaman lazım ama itiraf etmeliyim ki çok rahatlatıcıydı işemek kadar güzel bir şey var mı ya?! :)))

 

 

Bir gün arkadaşımla biraz alkol aldık daha sonra eve dönüyoruz. İkimizde de yeterince alkol var dolmuş geldi ve bindik ineceğimiz yere yaklaşırken ona "durmasını sen söyle ben söyleyemeyeceğim "dedim. Oda dolmuşçuya "abi müsait bir yerde iner misin" dedi önce dolmuşçu anlamdı ama daha sonra dolmuştakilere eşlik edip gülmekten kırıldı indikten sonra arkadaşım hala ne yaptığının farkında değildi ve "ulan neden bana bu kadar güldüler" diye sormaya devam ediyordu

 

 

Bir abimize Bayburt'tan misafir gelen hayrettin isimli dostumuzu gezdirmekle mükellef olmuştuk. İlk durağımız alışveriş merkezi olan Gulfstar dı. Daha binanın girişinde kopmuştuk zaten çünkü, otomatik kapıya gelince Bayburtlu arkadaş ilk falsoyu vermişti "LO BU KAPININ KOLU YOK "dedi. Tabi biz bunu fırsat bilip biraz gülmek istedik metin otomatik kapıya yaklaşıp "AÇIL SUSAM AÇIL"dedi. Tabi kapı açılınca Bayburtlu arkadaş kendinden geçmişti. Metine dönerek "LO METİN SEN BÜYÜCİMİSİN" dedi. Tabi biz kırılıyoruz. Neyse içeriye girdiğimizde Bayburtlu kapanmış olan kapıya "AÇIL SUSAM
AÇIL "dedi. Daha sonra metine dönerek "LO METİN BU KAPI AÇILMIYIR" dedi. Zaten o sırada biz gülmekten paspas şeklini almıştık bile, tabi güvenlik görevlileri de .

 

 

Güzide İstanbul'umuzun meşhur minibüs hatlarından biri ile Kadıköy semalarına doğru yol alıyorduk. Son durağa geldiğimizde, şehrin yabancısı olduğu her halinden belli bir zat minibüs şoförüne eğilerek "Evladım, deniz otobüsleri nereden kalkıyor "diye sordu. Minibüs şoförümüzün yanıtı ise kısa ve öz oldu 'Sahilden'.

 

 

Vakti zamanında Afyon ilimizin Sultandağı belediyesine eğitim vermek için gittik ve verdik. Yaklaşık 3 hafta eğitimden sonra müşterimizin artık olayı kavradığını anlayaraktan Bursa'ya döndük. 1 hafta sonra bizzat 2 hafta bilgisayar eğitimi
verdiğim muhasebe müdürü telefonda idi. Ve sordu -"xxxxx Bey bilgisayarla çalışırken masam bitti" !! -"Nasıl yani, masa biter mi yahu" -"vallaha bitti çalışamıyorum" -"peki biz gelip bakacağız" Haliyle anlam veremedik şikayete. Olay mahalline vardığımızda manzara su idi: pek maharetli mudur beyimiz mouseyi sağa sürüklerken masanın sonuna gelmiş ve orda kalmış biraz daha gitse mouse düşecek diye korkuyor ve öooyle duruyor Mousecuk masanın ucunda.

 

 

Anlataçağım anıya inanmayabilirsiniz. Acayip bişiy çünkü. Adını veremiycem bir arkadaşım (biz Tolga diyelim) Çarkıfelek'te yarışçam diye kafayı kırmıştı. Eleman arıyo ama aylarca düşüremiyo numarayı. Neyse bir gün telefon lak diye düşüyo.
Yarışmadan siz kapatın biz sizi program sırasında arıycaz diyolar. Ama lütfen hattınızı meşgul etmeyin diyolar bir de. Bizimki (tolga) telefonun başına geçiyo sevinçle beklemeye başlıyo. Bi yandan da tv'de yarışmayı izliyo. Ha aradı ha arıycaklar bi vaziyet. Tam o sırada Tolga'nın dedesi kalp kirizi geçirmesin mi? Annesiyle babası hemen telefona koşuyorlar ambulansı aramak için. Tolga deliriyor. Hayatta aratmam, programdan arıycaklar diyo. Yavrum ama deden gidecek diyorlar bir şey olmaz dedeme abartmayın diyo Tolga. Anneyle baba üzerine gelince mutfaktan bıçağı kapıyo.
Bir elde telefon bir elde bıçak yaklaşırsanız kendimi bıçaklarım diyo. Sonu acı aslında; dede vefat ediyo. Hastaneye yetiştirilirken son nefesini veriyo. Daha fenası (Tolga için en azından) yarışmadan da aramıyorlar.

 

 

Saat geç olmuş. Artık okuldan kalkmışız, dolmuşla gelios. Dolmuş bi pazar mevki-inden geçerken bi amcaya çarpma tehlikesi atlattı. Dolmuşçu da kafasını pencereden çıkarıp, "Amca lütfen kaldırımdan gider misin?" diye rica etti ama bizim amca, "Asıl sensin pezevenk. Ben seni kaldırıp ..kerim!" dedi ve tabii biz yerlere yattık. Dolmuşçu tornavidasını alıp, dolmuştan inip adamın peşinden koşmaya başladı. Devamını bilmiyorum çünkü biz gülmekten yerlere düşmüştük...

 

 

Benim anım değil, Ülkü Tamer'in anısı. Radikalde okudum, süper komik. Tiyatroları varmış, turnede Malatya'ya gidiyorlar, Oyun sahneleniyor.

İlk gece şehrin büyükbaşları hep ön safta. Ülkü Tamer oyunda kızın

babasını oynuyor, kızını istiyolar vermiyor. Çocuk aşk acısından ölüyor

vs. Halk acayip etkileniyor oyundan ağlayanlar falan. Oyun bitiyor iki

polis geliyor kulise, komserim sizi istiyor diye. Ülkü Tamer de çok

etkilendi tebrik edeçek heralde diye kalkıp gidiyor. Karakola bir giriyor, ortalık buz gibi. Komiser bizimkini görünce sinirle ayağa kalkıyor -"Lan

 sen ne şerefsiz adamsın be arkadaş. Vermedin kızı, bak ne oldu gül gibi oğlan öldü gitti." Ülkü Tamer "ama efendim, gak guk" diye açıklayacak oluyor. Komiser "Sus diyor yarın akşam da gelip izleyecem eğer yine

 kızını vermezsen hepinizi karakola alıp falakaya yatırcam lan"
diyor. Ertesi gün Ülkü Tamerler oyunun sonunu değiştirip oynuyolar.

Kızını veriyo oğlana, oyun bombok oluyor ama komiser en ön safta

mutluluk gözyaşları döküyomuş.

 

 

Ataköy'de bir arkadaşımda sabahlamıştım. Sabah otobüse bincem ama mekanı bilmediğim için durağı sorcak birilerini arıyorum. Kimseler

geçmiyo, neyse sonunda bir polis otosu gördüm. Tarif ettiler durağı.

"Şu bakkalı geç ilerle, ağacın ordan sağa kır ordan sola..." Teşekkür edip yürümeye başladım. Biraz yürümemiştim ki arkadan bir megafon "oğlum ağacın ordan sola kırsana lan, bak bak bak dinniyomu hiç, hüşş alooo"

Durağı bulana kadar ekip otosu arkamdan bağırıp durdu.

 

 

Bir gün düşünceli düşünceli yolda yürürken, birisine küüüüüüüt diye

 çarptım. Bu kadarı da yetmiyomuş gibi ona dönerek "afedersiniz"

dedim. meğer çarptığım şey direkmiş. üstelik sabahtan beri beni takip

 eden kişiler de "ne salakmış" diyerek peşimi bıraktılar. arkadaşlarıma anlattım, direkten özür dileyerek benimle dalga geçmeye başladılar. Ne kadar rezil, siz düşünün artık.

 

 

Bir kış günüydü. Evimizin önüdeki kaldırım buz tutmuştu. Sokağın

 başından eve giderken düşerek yokuş aşağı kaymaya başladım. O sırada balkonda olan oğlum aynen şöyle dedi;- baba eve uğramadan nere gidiyon!!!

 

 

Bizim Erzurum'da Teyyo Dede var. Çok büyük yalancıdır ama çok komiktir yalanları. Neyse bir gün kahvedeler. Teyyo Dede bir av anısı anlatıyo ama millet tv'deki maça dalmış. Teyyo dede bakıyo ki kimse dinlemiyo biraz dikkatleri toplayayım diye başlıyor anlatmaya."Sonra baktim karşıma bir ayi çıkti" Üç beş kişi maçı bırakıp dönüyo Teyyo Dede'ye. Teyyo Dede biraz daha ilgi çekmek için bi daha sallıyo "sağıma döndüm, ola o da ne bi dene kurt" Bi beş on kişi daha dönüyo Teyyo Dede'ye. Bi daha sallıyo "Ola oğlum sola döndüm , bi dene çakkal" Hemen hemen herkes dönüyo Teyyo Dede'ye: ama yine de bir iki kişi maça bakıyo hala. Teyyo Dede son bir kez daha sallıyo "arkama döndüm, ola o da ne arkam uçurum" Herkes merak ediyo. "Ee sonra ne oldu Teyyo Dede?" Teyyo Dede o kadar yalan uydurdu ya şimdi nasıl çıkcak işin içinden diye merak ediyolar bizimkiler. Teyyo dede duruyo duruyo. "Ne olacak, ayı beni yedi" Hahahaha! Millet gülüyo tabi, sonra biri "İyi de Teyyo Dede bu ayı seni nasıl yemiş yav, sen yaşıyon işte" diyo. Teyyo da herife şöyle bakıyo "Bırak Allahın sevirsen, sen buna yaşamak mı diirsen?" diyo.

 

 

Sultanbeyli'ye Tiyatro gelmiş. İslamcı oyun oynuyorlar elemanlar. Neyse oyunun bir yerinde rol icabı İsrail askeri kılığına girmiş elemanlar filistin genci rolündeki gencin kolunu kırıyorlar. Oyunun başından beri gaza gelen hacı amcalardan biri tam o sahnede daha fazla dayanamayıp "Tekbiiiir Allahü ekbeeer " diye bağırarak fırlıyor ve ayakkabısını çıkarıp İsrail askerlerinden birine fırlatıyor. Asker rolündeki herifin suratı kan içinde kalıyor. Oyun iptal ediliyor ama işin komiği ayakkabıyı fırlatan hacı amcaya anlatamıyorlar bunun bir oyun olduğunu. O hala "münafıklar bırakmadınız diğerlerini de devireyim" falan diyormuş.

 

 

Minibüsteyiz, kızın biri bindi minibüse. Kibar olmaya çalışan abuk bir kız bu. Neyse kapıyı kapatmaya çalışıyor açıp kapatıyor açıp kapatıyor ama kapı otomatik olduğu için kapanmıyor. En son dayanamadı bu, "şöfer bey, ay bu kapı kapanmıyo". Dikiz aynasından pis pis kızı gözetleyen şoför döndü. "yeter bacı iki saattir ...ktin bıraktın kapıyı zaten"

 

 

Bi kaç hafta önce tahlil vermek için laboratuardaydım. Neyse hemşire önce kan aldı ve idrar tahlili için şu beyaz kaplardan verdi neyse uzatmayayım bide çizgi çekti buraya kadar manasında, dibinde bi yerde yani benden önceki adamın
çıkmasını bekledim adam bi çıktı idrarı dolduracağı kabı ağzına kadar doldurmuştu ve idrar yerlere ellerine falan döküldü. Hemşire bu kadarına gerek olmadığını söyleyince adamın verdiği cevapta koptum zaten: -başka kap vermediğiniz için hepsini buna doldurmak zorunda kaldım.

 

 

Yeni bir eve taşınmıştık ev daha yeniydi. 5. katta oturuyorduk, asansörlü bir apartmandı. Annem bankadan eve geliyordu bende balkondan gördüm onu ve kapının merceğinden seyretmeye başladım. Annem kapıya gelip ters ters bakmaya başladı. Ve gidip geliyordu koridorda. Ben de kapıyı açmadım hala seyrediyordum. Zile basmasını bekledim basmadı. Bir kaç kere gitti geldi koridorda en sonunda dayanamayıp aşağı doğru inmeye başladı. O sıra kapıyı açtım anne nereye gidiyorsun dedim. Annem de çok sevinerek den aa orası bizim ev mi dedi. Bende annemin saflığını bildiğimden dolayı gülmedim normal karşıladım. Sonra bana demesin mi ben orayı Naime Kartların evi sanmıştım.orda gülmekten yarıldım tabi. Kapının üstünde Name Card (yani isim kardı ) yazıyordu annem onu Namie Kart anlamış :))) E annem ne de olsa :) yapar böle şeyler.

 

 

Ben ve arkadaşım bir gün bir durakta otobüs bekliyoruz. Bundan yaklaşık 5-6 sene evvel. Takım elbiseli, havalı bakışlar atan bir şehir magandası da yanımızda beklemeye başladı. Bir müddet sonra belinin yan tarafında değil de ön tarafında kemerinde asılı duran, iğrenç renkte kılıflı devasa bir cep telefonunu göstere göstere çıkarttı ve başladı oynamaya. Bu arada da bizi süzüyor hava atacak ya. Birden -şu bizim Almanya'daki Selma'yı bir arayayım, diye bir cümle sarf etti bize kibirli bakışlar atarken. Sonra başladı konuşmaya. Biz de düşünüyoruz: Vay be maganda hakikaten Almanya'yla falan
konuşuyor be. O zamanlar bizde telefon da yok. Hayıflanıyoruz. Bizimki konuşmayı şova dönüştürüyor. Tam direktifler verdiği sırada pat, konuştuğuna inandığımız telefon kulağındayken zangır zangır çalmaya başladı. Bizimki eşekten düşmüş karpuza döndü bir anda. Ne yapacağını şaşırdı ve ne dese umarsınız: -Yaa bu telefon bozuldu galiba..

 

 

iki arkadaş Kadıköy'deyiz ve acilen telefon açmamız gerekiyor. Her yerde kontürlü telefon aradık. En sonunda bulduk tabi.. Neyse kartı makineye yolladık. Makinenin ekranında çok doğal bir yazı belirdi. ACİL ARAMA İÇİN. bunu gören arkadaş durumun verdiği psikoloji ile tuhaf şeyler sayıklamaya başladı.-oğlum tuşlara hızlı hızlı bas!'acil
aramadığımızı nerden bilecekler!!!! kahkahalarla altıma sıçtım tabi.

 

 

Postanedeyiz, taahhütlü mektup atıcaz. Adamın birisi memura Amerika'ya göndermek üzere bir zarf uzattı. Memurda gayet saf bir bakışla USA nerenin kazası diye sordu. Herkeste bir kahkaha. Diğer memur arkadaşının durumu kurtarmak için hemen ekledi. Kız orası Amerika yaw.

 

 

Bir gün belediye otobüsündeyim. Durakta teyzenin biri bindi. Şoföre;"evladım acelem var ama biletim yok" dedi. Şoför ; "bin teyzecim, sonraki duraktan alırsın, ama önce bir de yolculara sor" dedi. Bunun üstüne teyze yolculara dönüp; "Pardon, bir sonraki duraktan bilet alabilir miyim?" diye sordu.

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

mektup:D:D

7/3/2008 ·

Haydar'ın İkna Mektubu

   Menekşe moruk gözlüm, al yanaklım, seni bir daha dövmeyeceğim. Lütfen artık eve dön. Bak Yaşar halıya kustu, kusmuk seni bekliyor. Ayaklarım bugün de hep seni aradı, yıkanmak için. Seni çok arıyorum, bir haftadır akşam rakılarının tadı tuzu yok... Ev sensiz çok ıssız. Gerçi nasıl, nerede yattığımı, kime nasıl çaktığımı falan hiç hatırlamıyorum ama onun sen olmadığını bir büyük rakının sonunda dahi hissedebiliyorum.
   Kezban, ben sana aşığım. Eve döndüğün gün, bunu arkadaşlarla kutlayacağım. Sen, kanlar içerisinde evden kaçarken nasıl duygulandığımı bilemezsin. Elimdeki şişeyi, hırsımdan ananın fotoğrafına fırlattım. (Artık duvarları gelince silersin.) Kezban bir de gelirken 2 paket kısa Maltepe getirebilir misin?
Dün Zeynep okula gitmeyip dolma sardı, ben de okeye dönerken dikkatleri dağıtmak için habire dolma yiyip,"yiyin yiyin nefis olmuş" dedim. Nasıl zeka ama.. Zeynep'in tezkeresinde okul ve sınıf kısmını boş bıraktım. Onu da mı ben dolduracağım?
   Bu sabah seni kaçırışım aklıma geldi, efkarlanıp bir cıgara yaktım. On dört yaşlarında taş gibi kızdın. Nasıl; Mehmet, Abidin, Ramazan, Yusuf gelip seni döve döve taksiye atmıştık? Peki, seni piknik tüpü ile dövüşümü hatırlıyor musun? Yeni evliydik, bir boğaz gezisi dönüşüydü. Mehmetgiller kapıda bekliyorlardı, sen daha roka bile hazırlamamıştın ve Ramazan içeriden "ROKA!" diye bağırmıştı. Mutfağın kapısını içeriden nasıl kilitlediğimi, ocağın oradan tüpü nasıl kaptığımı falan hiç hatırlamıyorum. O gece Ramazan'lar gidince sen Yaşar ‘ı doğurdun. Huysuz mu huysuz, koca burunlu Yaşarımı... Bu arada son maaşınla Yaşar’a don falan aldım...
Artık yuvana dön, asabımı bozma!

Kocan Haydar

Yorum (yok) Yorum yaz!

bilgisayar testi

7/3/2008 ·

Bilgisayar Testi

1. Internet alemine verilen bir diğer ad nedir?
Devri alem
El alem.
Sanal alem.
Banal alem.
Harcıalem.

2. Taşınabilir bilgisayarın adi nedir?
Kalk gidelim.
Kıçüstü.
Başüstü.
Dizüstü.
Pilavüstü.

3. Bilgisayarın elemanlarını oluşturma işlemine ne ad veriliyor?
Konvansiyonel.
Motivasyon.
Konfigurasyon.
Modernizasyon.
Losyon.

4. CD sürücülere alternatif yeni sistemin adini, aşağıda belirtilen seçenekler arasından seciniz?
DeVe.
DeVeDe kulak.
DVD.
OzCD.
HakikiCD.

5. Bilgisayar bilgilerinin saklandığı yerin hacmini belirleyen ölçüyü biliyor musunuz?
Battal boy.
Kilo.
Hektar.
Hektor.
Byte.

6. Monitörlerin büyüklüğünü hangi ölçekle ölçer bu bilgisayar camiası?
Karış.
Arşın.
Göz kararı.
Dirhem.
İnç.

7. Rewriter ne ola?
Yazgac.
Yazar.
Yazarkasa.
CD yazıcı.
Reyazar.

8. Bilgisayarlara virüs göndererek suikastlar düzenleyen sanal alem teröristlerine verilen ad nedir?
Killer.
Hacker.
e-sapık.
e-cani.
e-Allah tependen baksın e mi?

9. Internet ortamında sohbet etmeye ne deniyor?
Cen cen.
Cet cet.
Dir dir
Vir cir.
Lak lak.

10. Pekiiiii, sohbet etmek için bir isim almak gerekiyor. Ne onun adi?
Göbek adı
nick name
nick nolte
dedektif nick
eşgal

Yorum (yok) Yorum yaz!

bayan tipleri

7/3/2008 ·

Bayan Tipleri

Bayan "Harbi Kız"

Şunları Söyler : "Ahh boks maçına bilet mi aldın! Harikasın beee!!!"
Halk Dilinde İsimleri : Delikanlı Kız, Bacı.
Avantajları : Kafa dengi, eğlenceli.
Dezavantajları : Bu tipler genellikle erkek gibi yapılı güçlü kuvvetli olurlar. Kafasını bozarsanız, hakkınızda pek hayırlı olmaz...

 

 

Bayan "Cıyak Cıyak"

Şunları Söyler : "Seni serseeeeeeem!!!! Gel burayaaa!!! Çabuk söyle bu saate kadar nerdeydiiiiiinnnnnnnn?"
Halk Dilinde İsimleri : Cadaloz, Baş belası.
Avantajları : Kendince size ilgi gösteriyor işte daha ne...
Dezavantajları : Sürekli kafanıza bir şeyler fırlatır, uçan tekme savurur...

 

 

Bayan "Mızmız"

Şunları Söyler : "Aaah başım.. ayağım.. ayyy mideme ağrı saplandı."
Halk Dilinde İsimleri : Mıymıntı, Uyuntu, Karın ağrısı.
Avantajları : Sayesinde anatomi ve tıp bilginiz gelişir.
Dezavantajları : Bulaşıcıdır!

 

 

Bayan 'Patron'

Şunları Söyler : "Çabuk kalk!! O kravat olmamış çıkar başka bir tane tak!! Saçlarını biraz kestir!! Git para kazan!"
Halk Dilinde İsimleri : Çokbilmiş, Müdire Hanım, Diktatör, Terminatör!
Avantajları : Çoğunlukla doğruları söyler.
Dezavantajları : Yahu doğruları söylese ne oluuuuur, söylemese ne oluuur...

 

 

Bayan "Kararsız"

Şunları Söyler : "Ay ben ne yapsam.. İşten ayrılsam mı.. Evi değiştirsem.. Saç rengimi değiştirsem.. Yoksa böyle iyi mi.. Ayyy ya daha kötü olursa..."
Halk Dilinde İsimleri : Bayan Panik, Bayan Kriz.
Avantajları : Kolay ikna edilir, kolay sakinleştirilir.
Dezavantajları: 2 dakika sonra herşey yeniden başlar.

 

 

Bayan "Vahşi"

Şunları Söyler : Valla bu türün pek bilinen kalıplaşmış sözü yok, yani ne yapacakları hiç belli olmaz.
Halk Dilinde İsimleri : Çılgın.
Avantajları : Her an her şeye hazırdır.
Dezavantajları : Güvenilmezdir...

 

 

Bayan "Donuk"

Şunları Söyler : "Ne anlıyorsun bu çizgi filmlerden, bu abuk fıkralardan, karikatürlerden? Ne çocukça şeyler bunlar.."
Halk Dilinde İsimleri : Ruhsuz, Soğuk, Buz Kalıbı.
Avantajları : Hayatınızda olduğu sürece, arkadaşlarınızın sizin için endişelenmesini sağlar.
Dezavantajları : ...tabii "arkadaş" diye bir şeyiniz kalmışsa

 

 

Bayan "Rüya Kız"

Şunları Söyler : "Seni her şeyinle çok seviyorum benim yakışıklı, akıllı, tatlı sevgilim!"
Halk Dilinde İsimleri : Kanatsız Melek
Avantajları : Eğlenceli, akıllı ve eşsiz...
Dezavantajları : Ya hiç karşınıza çıkmaz ya da karşınıza çıktığında çok geçtir...

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::